Gönderen: edib | Temmuz 10, 2008

KURUM KÜLTÜRÜ

KURUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURMA

 

I- GİRİŞ

 

KURUM KÜLTÜRÜ

 

  • Kuruluşları bir arada tutmaya ve onların başarıya ulaşmalarına yardımcı olan sosyal ilişkilere Kurum Kültürü denir.
  • Toplumu bir arada tutan şey nedir?
  • Kurum Kültürü kavramı Sosyalleşme ve Dayanışma gibi, mevcut iki tip genel insan ilişkisini tanımlayan ve birbiriyle karşı karşıya getiren iki çok eski ve iyice oturmuş sosyolojik kavram üzerinde şekillenmektedir.
  • Hemen herkes kendi iş deneyiminde, kurum performansının ve kendi yaşam kalitesinin düzeyinin, bir parçası olduğu kuruluşta işlerin nasıl yürüdüğünden ve kuruluş elemanlarının birbirlerine nasıl davrandıklarından önemli bir biçimde etkilendiğini hissetmiştir.
  • Kurum Kültürü (Karakter de diyebiliriz) denilen bu kavramda sürekli bir rekabet avantajının ana kaynağı yatmaktadır.
  • Kurumunuzun karakteri size destek veya köstek olabilir ve gücünüzün veya yıkımınızın nedeni haline gelebilir.
  • Kurum Kültürü başarının ya da başarısızlığın sosyal mimarisidir.
  • Kurum Kültürü teknik aşıdan ele alındığında, kurumun genel değer yargılarını, sembollerini, davranışlarını ve varsayımlarını aynı potada eritir.
  • Kurum Kültürü bir kurumda işlerin nasıl yürüdüğünün bir göstergesidir.
  • Kurum içi ilişkilerin doğası, yani kurumda bulunanların birbirleriyle ilişkileri, yani kurumun sosyal sermayesi, sistemin tümünün diğerleri tarafından taklit edilmesini zorlaştırır.
  • Tüm kurumlar  için tek bir doğru kurumsal kültür yoktur.
  • Her hangi bir kurum içinde her zaman geçerli bir kurumsal kültür yoktur.
  • Kurum Kültüründe değişmeyen şey, insanların bir araya geldikleri her durumda mümkün olan en yüksek mükemmellik seviyesine ulaşmak ve orada kalmak için kullanılacak temel prensiplerdir.

 

ÖNCE İNSAN

 

  • Her kurum bir sosyal birlikteliktir.
  • Her kurumdaki stratejilerin, teknik bilgiler ve verilerin, ürünlerin, hizmetlerin ve süreçlerin ardında insanlar yer almaktadır.
  • İnsanlar kurumların ve kurumlardaki uzun ömürlü mükemmelliğin tek gerçek temelini oluştururlar.
  • Kurumların varoluş amacıda insana hizmettir.
  • Bu nedenle kurumsal ortamlarda mutluluk, tatmin, anlam ve doyum gibi derin insani konulara odaklanmak gerekir.
  • Bu bilince sahip olmadan, kurumları yeniden yapılandırmak, müşteri taleplerine odaklanmak gibi iyileştirme stratejilerinin hiç birinden uzun vadeli olumlu sonuçlar alamayız.

 

 

ORTAM

 

  • İnsanların içinde bulunduğu ortamların onları harekete geçirebilen bir tarzda akıllıca tasarlanması gerekir.
  • Aksi taktirde gelişmeyi, yapabileceklerinin en iyisini yapmayı ve olabileceklerinin en iyisi olmayı başaramazlar.
  • Kurumlarda en yüksek motivasyonu sağlayacak ortamı yaratmalıyız.
  • Kurumlarda uzun ömürlü mükemmellik için sağlam temeller atmanın yolu gerçek motivasyonu, doğal sürecinde kendini yenileyebilen ve canlandırabilen motivasyonu (İçsel Motivasyon) tüm çalışanların sahip olmasından geçer.
  • Üstün nitelikli iş için yeni koşullar hazırlanmalı.

 

İNSANIN ARAYIŞI

 

  • Tüm insanlar yaptıkları her şeyde mutluluk ararlar. Bu insanın her etkinliğinin temelinde yatan evrensel arayışıdır.
  • Hepimizin peşinde olduğu bu mutluluğun gerçekte ne olduğunu tam olarak anlayabilirsek, insan davranışının ardındaki güdünün en erişilmez derinliklerine dokunabiliriz. Kalıcı başarının sırlarını çözebiliriz.

 

MUTLULUK

 

  • Mutluluğun üç tanımı :
    • Haz Almaktır.
    • Mutluluk Huzurlu Olmaktır.
    • Mutluluk Tatmin Veren Bir Eyleme Katılmaktır.
  • İnsanın gerçekten ihtiyacı olan şey değecek bir amaç ya da özgür iradenin seçeceği bir iş için uğraş vermesi ve çabalamasıdır.
  • İnsanın ihtiyaç duyduğu şey gerçekleştirilmeyi bekleyen potansiyel bir amacın kendisi için varolduğunu bilmektir.
  • Mutluluk doyum getiren bir işe katılımdır.
  • Var olmanın en tatminkar deneyimi sahip olmakla değil, yapmakla ilgilidir. Kendimizi en iyi hissettiğimiz zamanlar çabalarımızın karşılığını verecek bir işle meşgul olduğumuz zamanlardır.
  • Farklı insanlar için farklı şeyler tatmin getirir. Ancak insanoğluna tatmin sağlayan yöntemlerdeki belirgin çeşitliliğin temelinde bir bütünlük yatmaktadır.

 

İNSAN YAŞAMININ DÖRT BOYUTU

 

  • Aktiviteler yaşam deneyiminin dört temel boyutuna saygı gösterir ve onları besleyip geliştirirse insanlara tatmin sağlar.
  • Bunlar yaşamımızın her gününde çevremizde olan biteni anlamak için kullandığımız dört temel yoldur.
  • Bu evrendeki yeri her ne olursa olsun, insan, yaşam deneyiminin bu dört temel boyutuna hitap etmezse, yaptığı her hangi bir işten tatmin olması mümkün değildir.
  • Aynı şekilde çevresindeki insanlar da onunla girdikleri bir ilişkiden ya da faaliyetten tatmin duygusu ya da mutluluk elde edemezler.
  • Yaşama dair bu dört boyut özenle ele alınıp geliştirilmelidir.
  • Yaşanan her deneyimin dört boyutu vardır :

1.      Zihinsel Boyut : Gerçeği hedefler

2.      Estetik Boyut : Güzelliği hedefler

3.      Ahlaki Boyut : İyiliği hedefler

4.      Ruhsal Boyut : Uyumu hedefler

  • Bunlar diğer insanlarla ortaklaşa yaptığımız üretken bir çalışmanın ruhunu oluşturacak, dört ebedi erdem ya da manevi güç sunarlar.
  • Aynı zamanda bize kalıcı mükemmelliğin dört temel ilkesini gösterirler.
  • Bunlar kalıcı kurum mükemmelliğinin ana hatlarını oluşturmaktadır.

 

YİNE İNSAN

 

  • İnsanların herhangi bir etkinliğinde kurum ruhunu hissedebilmeleri için, o etkinliğin kişisel mutluluk arayışlarıyla kesişmesi gerekir. O işi yaparken insanların belli ölçüde doyum ve mutluluk hissetmeleri gerekir.
  • Kişisel tatminin, kurumsal ve kişiler arası ilişkilerde ya da iş dünyasında ilerleme ile doğrudan bağlantısı vardır.
  • Bir iş sisteminin, kurumun ya da iş ilişkisinin uzun vadeli mükemmelliğe ulaşabilmesi için, en temel öğelerinin-yani onu oluşturan insanların işlevlerini yerine getirmeleri ve etkileşim içinde olmaları gerekir.
  • SONUÇLARI VASAT YA DA MÜKEMMEL KILAN, BİR KURUMUN ARDINDAKİ İNSANLAR VE ONLARIN BİRBİRLERİYLE ETKİLEŞİMLERİDİR.

 

II- ZİHİNSEL BOYUT : GERÇEK

 

  • İnsanların gerçeklere ihtiyacı vardır.
  • Gerçekten daha önemli bir şey yoktur.
  • Gerçek güçlüdür ve güç verir.
  • Size yalan söyleyenler de gerçeği o kadar güçlü bulurlar ki size emanet edemeyeceklerini düşünürler.

 

Gerçeğe Saygı

 

  • Hepimizin takdir edilmesi ve kullanılması gereken aklı vardır. Bundan çıkarılacak ilk sonuç aklı kullanmadan yapılan bir işin tatmin edici olamayacağıdır.
  • Her hangi birimizin bir diğer insana yapabileceği jestlerin en yücelticisi birlikte yaptığımız şey hakkında samimi olarak ona fikrini sormaktır.
  • Onun gerçekle ilgili bildikleri nelerdir? Bunu sorduğumuzda ve cevabı cidden dinlediğimizde karşımızdaki insana saygıyla yaklaşmış oluruz.
  • İnsanların gerçeği söylemekten korkmayacağı bir ortam oluşturmalıyız.
  • Gerçekle başa çıkabilme kapasitesi, onu elde etme becerisi ve yerinde kullanabilme yeteneği beraberinde geniş imkanlar getirir.
  • Bu kapasiteyi kullanmada uzmanlaşabilmek için, çevremizdeki insanlara değer vermeliyiz.
  • Ben ve O’dan, Ben ve Sen’e
  • İlişki sırasında o bireyin sizin için daha fazla değer üretip üretmemesi önemli değildir.
  • Diğer insanları asla eşyaları olduğu gibi kullanmaya kalkışmamalıyız.
  • Diğer insanları sadece sizin için yapabilecekleriyle değerlendirmemeniz gerekir.
  • Gerçeğin saygı gördüğü bir ortam oluşturmazsak, içinde insanların saygı göreceği bir iş ortamına sahip olamayız.
  • Çevremizdekilerle saf, samimi bir ben ve sen ilişkisi kurmanın tek yolu, ortaklaşa yaptığımız çalışmaya dair gerçeği, hem onlardan almak hem de onlara vermektir.
  • Bu iş arkadaşlarımıza karşı takınmamız gereken yegane davranış tavrıdır.
  • Tedarikçi ve satıcılara, tüm müşterilerimize ve hedef müşteri kitlemize de davranış şeklimiz aynı olmalıdır.
  • Karşınızdaki insana dürüst davrandığınız ölçüde gerçeğe de saygı gösteriyorsunuz demektir.
  • Bu saygıyı göstermenin bir yolu da o kişiye ne düşündüğünü samimi bir biçimde sormaktır. Böylece onu sen yerine koymuş olursunuz.
  • Bu davranış ahlaken sağlam bir ilişkinin can damarıdır.

 

Gerçeğe İhtiyaç

 

  • Birlikte çalıştığımız insanlara faydalanabilecekleri tüm bilgileri veriyor muyuz? Yoksa kesin bir ihtiyaç doğduğunu görene kadar bilgiyi vermek için bekliyor ve onu saklıyor muyuz?
  • Eğer gerçek, kurumdaki herkesin ulaşabileceği şekilde kullanıma hazır değilse, onu arayış dikkatleri dağıtacak ve çok büyük zaman ve enerji kabına sebep olacaktır.
  • Çağdaş kurum hayatında bundan daha büyük bir israf kaynağı yoktur.
  • Gerçeğin yokluğunda boşluğu spekülasyonlar, dedikodu ve söylentiler doldurur.
  • Çünkü insanlar yaptıkları işle ilgili tüm gerçekleri bilmezlerse kendilerini kaybolmuş hissederler. Kontrolü yitirdiklerini düşünürler. İnsan kendini çaresiz hissetmeye tahammül edemez ve bunu telafi etmek için hemen gerçekmiş gibi görünen en yakındaki ilk düşünceye sarılır.
  • İnsanlar gerçek olmadan yaşayamazlar. Sahicisine sahip değillerse sahtelerine kanmaya hazırdırlar.
  • Kurumda çalışan insanlar kurumun gidişatı, kendi performanslarıyla ilgili ne düşündüğünüz ya da geleceğin neler getireceği hakkında en kötü senaryoları kurmakla meşgullerse olabileceklerinin en iyisi olaya vakit ayıramazlar.
  • Gerçek dışında hiçbir şey işe yaramaz. İnsanlara gerçeklerle gidin.
  • Gerçek, hatta acı gerçek, diğer insanlara mümkün olabildiğince anlayışla, iyi niyet hassasiyetle aktarılırsa tüm problemleri çözebilecek kalıcı temeli oluşturur.
  • Zor olmasına rağmen gerçeği herkese açık hale getirmek, morali güçlendirmekte, insanların başarı yolunda ellerinden gelenin en iyisini yapmalarını sağlamaktadır.

 

Gerçeğin İkiz Gücü

 

  • Gerçek eğer istismar edilir ve çirkinlik, problem ya da anlaşmazlık yaratmaya yönelik kullanılırsa, korkunç kötülüklere yol açabilir.
  • Gerçek çok güçlü olduğundan, büyük iyilikler yaratmak ya da önemli zararlar vermekte kullanılabilir.
  • Gerçek, güzellik, iyilik ve uyumdan asla ayrılmamalı ve onlarla bağlantı içinde ortaya konulmalıdır.
  • Zor ve hoş olmayan gerçekleri mümkün olan en olumlu ve hoş şekilde iletme isteği ve becerisi olmadan hiç kimse yapabileceğinin en iyisiyle kuruma katkıda bulunamaz.
  • Gerçeği sevgiyle dile getirme becerisi hem yüreklendirilmeli hem de yöneticiler tarafından uygulanmalıdır.

 

 

Bilgi ve Güç

  • En az bilgi en az yeterlilik demektir.
  • İş koşullarıyla ilgili sadece sınırlı bir bilgiye sahip olarak ancak çok az sayıda insan işlerini mükemmel şekilde yapabilir.
  • Ne kadar bilgiye sahipsek o kadar iyiyiz demektir.
  • Bilgi paylaşımı yetkiyi arttırır.
  • Bilgi paylaşıldığında artar.
  • Bilgi çoğaldığında güç çoğalır.
  • Tüm çalışanların önüne birlikte yaptıkları işin resmini asın.
  • Nerede oldukları ve hep birlikte nereye gitmeleri gerektiği hakkındaki bütün gerçekleri ulaşılır kılın.
  • Akıllıca çalışmak çok çalışmak kadar önemlidir. Gerçeğe ulaşılamadığı zaman akıllıca çalışmak mümkün değildir.

 

Gerçek ve Yalan

 

  • Yalan güveni ortadan kaldırır.
  • Gerçek, güven ve mükemmellik arasında çok derinlerde olan bir bağ vardır.
  • Güven duygusunun tehlikede olduğu ortamlarda kalıcı mükemmellik olmaz.
  • Hiç bir şey kurum ruhunu yalan ve hileden daha hızlı tüketemez.

 

Zihinsel Boyut Gerçeği Arar, Gerçeğin Olduğu Yerde Güven Vardır, Mükemmellik Ancak Güven Dolu Bir Ortamda Boy Verir

 

  • Çevremizde bir iş ortağı, müşteri ya da tedarikçi olarak bizimle çalışan herkesin eğitim durumları ne olursa olsun bir zihinsel boyutu vardır. Onlarla fikir alışverişine girer, ve elimizdeki tüm gerçekleri onlara sunarsak, yaşamlarının bu boyutlarına saygı duymuş oluruz. Böylece, bizimle yapmış oldukları işten anlam, tatmin ve mutluluk elde etmelerine büyük ölçüde katkıda bulunuruz. Karşılığında kendimize içinde gelişip ilerleyebileceğimiz çok daha iyi bir ortam oluşturmuş oluruz.

 

Düşüncenin Gücü / Mükemmellik Hakkında

 

  • Bir grup insanın dolayısıyla da bir kurumun kültür ve yaşamı büyük ölçüde o insanların zihinlerinde aktif olan düşüncelerin birer sonucudur.
  • Bunlar hem sıkça dile getirdiğimiz odak noktasındaki düşüncelerimiz hem de üzerinde hiç durmadığımız halde geri kalan her şeye yön veren arka plandaki varsayımlarımızdır.
  • Mükemmellik hakkındaki düşüncelerimizin ana hatları, onu nasıl şekillendirdiğimize göre, iş yaklaşımımızı ve iş arkadaşlarımızla aramızdaki etkileşim yollarını belirlemektedir.
  • O, düşünce sistemimize hakim olacak ve nasıl anlaşıldığına bağlı olarak çabalarımızın yönünü tayin edecektir. Şimdiye kadar anlatılanların büyük kısmını bir araya getirir ve sonrakilerin de önemini vurgular. Kişisel tatmin ve kurum ruhu konularına doğrudan bağlıdır.
  • Mükemmelliğin Üç Modeli
    • Rekabetçi Başarı Modeli
    • Karşılaştırmalı Gelişim Modeli
    • Kolektif Çalışma Modeli
  • Mükemmellik, üstün performansın başlangıç halinden, yani özgün kapasitesinden çıkarak yükselmesi durumudur.
  • Günümüzde kurumsal girişimlerimizdeki fikir ve eylemlerimize yön veren mükemmellik düşüncesinden daha önemli bir başka ön varsayım yoktur.
  • Kim olduğumuz ve birlikte neler yapabileceğimizin özü bu tek bir odak noktasında toplanmıştır.

 

Rekabetçi Başarı Modeli

 

  • Bu modelde mükemmellik oyunu kazanmakla ilgilidir.
  • Kazananlar ve kaybedenler olan bir yarışma.
  • Rekabetçi düşünmenin faydası da olabilir. Düşünce sistemimize tamamen hakim olduğunda ve mükemmellikle ilgili yegane düşünce şekli olarak kullanıldığında rekabet son derecede zararlıdır.
  • Bu model mükemmellik hakkında bireyci ve muhalif düşünceyi teşvik eder.
  • (Bireyin onuruna ve önemine itibar etmeyen bir düşünce kifayetsizdir ve bazı durumlarda muhalif düşünmek tam da ihtiyaç duyulan düşünce şekli olabilir.)
  • Rekabetçiliğin desteklediği yegane düşünce şekli özünde bireyci ve muhalifse, mükemmelliği kavramsallaştıracak bir yöntem olarak kullanılması sorunlar yaratacaktır.
  • Kontrolden çıkan bireyciliğin ve fazlaca muhalif düşünmenin toplumu bölmekte olduğu, son zamanlarda açıkça kanıtlanmıştır.
  • Rekabetçi düşünce bireysel mükemmellik ve rekabetçi mükemmellik arasında ayrım yapmamaktadır.
  • Bireysel mükemmellik olmadan da rekabetçi mükemmelliğe ulaşmak mümkündür. Bir kişi ya da kurum rakiplerinden daha üstün performans gösterdikçe kendi alanının en iyisi olabilir. Bunun için kendi olabileceğinin en iyisi olması gerekmez. Hele bir de rakipler güçlü değilse kendi üretken potansiyelinin farkına bile varmadan en iyi olabilir. Elbette bir süre için. Bu özünde dengesiz bir durumdur. Hiçbir şey aynı kalamaz.
  • Her hangi bir tür liderlik bir hedef değildir.
  • Eğer mükemmellik anlayışınız rekabetçi başarı modeli ise bu modelle diğer mükemmellik tanımları arasındaki farkı göremezsiniz. Bunun için gerekli zihinsel donanıma sahip değilsiniz demektir. Kör noktalar oluşur ve çok önemli bazı gerçekleri göremezsiniz. Savunmasız kalırsınız.
  • Dünyada rekabet ederek başarıya ulaşmış insan ve kurumların büyük çoğunluğu rekabete değil, başka konulara öncelik tanırlar.

 

Karşılaştırmalı Gelişim Modeli

 

  • Bu modelde mükemmelliğe doğru ilerlenip ilerlenmediği harici bir rakiple değil, şu andaki durum önceki durumla karşılaştırılarak verilir.
  • Karşılaştırmalar önceki modelde olduğu gibi tek ve eş zamanlı değil, geçmişe dönük ve art zamanlıdır.
  • Bu modelin uygulamasında rekabetçi olmayan bir karşılaştırma yöntemi vardır.
  • Bu model ilerleme ya da gelişimle olduğu kadar hedeflerle de ilgilidir.
  • TKY Sürekli İyileştirme Stratejisi.
  • Bu modeli eyleme geçirebilmek için :
    • Kesin bir hedefe
    • Kendini adil ve doğru olarak tanıyabilme becerisine
    • Bir gelişim stratejisine
    • Bir ölçüm mekanizmasına

Sahip olmak gerekir.

  • Bu model dar bakış açılı bir kendine odaklılığa yol açabilir. Gereksiz bir ben merkezcilik eğilimi gizlidir.
  • Kişiler veya kurumlar diğerleriyle teması kolayca kesebilir. Kendi sınırlarının ötesini görebilecek şekilde ufku genişletmenin ve diğer insan ve kurumların bundaki payını kolayca unutabilirler. Kendilerini sınırlayan hedeflerine açıkça hizmet etmeyen projeler, kurumlar, kişiler ya da ilişkiler ilgilerini çekmeyebilir.
  • Bu model kişiyi veya kurumu ben merkezciliğe teşvik ettiği ölçüde öyle bir kafa yapısı ve davranış şekli oluşturur ki kendi kendini baltalar.
  • Bu dünyada eninde sonunda ilerleyecek olanlar kendileriyle ilgilenme ve kendilerini gözlemleme mekanizmalarının ötesine bakabilen kişi ve kurumlardır. Bunlar ben merkezli görüşü aşacak projelere zaman ve enerjilerini harcayarak resme uzaktan bakabilenlerdir.

 

Kolektif Çalışma Modeli

 

  • Modelin temeli bireyin ya da kurumun sınırlarının ötesini de dikkate almaktır.
  • Kişilerin ve kurumların diğerleriyle arasında farklı ilişki türleri olabileceği önermesine dayanır.

 

İLİŞKİ                                               TUTUM                     BELİRGİN ÖZELLİKLER

Kavgacı İlişki                         Savaşmak                   Saldırganlık, Direnç, Zarar

Rekabetçi İlişki                      Çekişmek                    Rakip Olmak, Karma Motivasyon

İşbirlikçi İlişki            Kabul Etmek              Rıza Göstermek, İtaat Etmek

Kolektif Çalışma                    Ortaklık Yapmak        Sinerjik Etkileşim

 

  • Kolektif çalışma sadece işi yapan ellerin sayısını çoğaltmakla kalmaz, kafaların sayısını da çoğaltır.
  • Diğerleriyle bir çalışma ortaklığına girdiğinizde onlara ortak olursunuz, kişiliğinizin en iyi tarafını ve bilginizi ortaya koyarsınız. Tıpkı ortaklarınızın da yaptıkları gibi. Beraberce, her birinizin tek başınayken yapamayacağı şekilde düşünür ve davranırsınız.
  • Deneyimleriniz ve dünyaya bakış açınızdaki farklılıklar, ortaklığın meyvesi olan düşünce şeklinizi olabildiğince zenginleştirecektir.
  • Çalışma ortakları, tam olarak aynı şekilde düşünmeseler de farklılıkların yeni bir anlayış zenginliği oluşturmasına ve birinin diğerinden öğrenmesine imkan sağlayacak ölçüde birbirleriyle uyum içindedir.
  • Kolektif çalışma ekip olma ve temel değişim sürecinden ibarettir.
  • O, toplulukla, yaratıcı olmakla, öğrenmekle, inşa etmek ve yol göstermekle ilgilidir.
  • Kolektif çalışma insanlığın hep peşinden koştuğu o en yüksek başarı derecesini ilişkisel koşullar altında değerlendirir.
  • Kolektif çalışma modelinde bir birey ya da bireysel hareket eden bir kurum kendi mükemmelliğine kendi eylemleriyle katkıda bulunur ve kimliğinin sınırları asla potansiyelinin sınırlarını belirlemez.
  • Sinerji birbirleriyle etkileşimde bulunan insanlarınkinden farklı, kendine özgü nitelikler oluşturur.
  • Kolektif çalışma mükemmelliğe götüren araçlardan sadece bir tanesi değil, sahip olmaya değer herhangi bir mükemmellik türünün kaçınılmaz bir bileşenidir.
  • Stratejik İşbirliği Kavramı
  • Doğru şekilde anlaşıldığında ve uygulandığında, ortak düşünme ve çalışma, çok daha doyurucu ve üretken ilişkiler oluşturur. Sadece neyi nasıl yaptığımıza dair kısıtlı bir gelişim değil, kim olduğumuza dair büyük bir tekamül sağlar.
  • Bunu görmek için ortaklığın, özündeki bireysel mükemmellikle nasıl bir bağlantısı olduğunu daha iyi anlamamız gerekir.
  • Kişisel mükemmellik daima ilişkilerle ilgilidir. Kurum mükemmelliği de öyle. Mükemmelliğimiz hiçbir zaman tek başımıza ne yaptığımız yada kim olduğumuzdan ibaret değildir. Daima başkaları ile ne yaptığımız yada onlara ne ifade ettiğimizle ilgilidir.
  • Kurum mükemmelliği özünde ortaklığı desteklemelidir. Bu da onun merkezinde kurum kültürünün var olduğu gerçeğini kanıtlar.
  • Dört temel boyutun tümü bir kuruluştaki mükemmelliğin ve herhangi bir ortamda insanlar arasındaki uzun ömürlü ilişkinin en derindeki temelleridir.
  • Bunlar aynı zamanda bireysel yaşamın üzerine inşa edildiği esas temellerdir.

 

Kişisel Motivasyonun Rolü

 

DÜŞÜNCE ŞEKLİ                                MOTİVASYON

Rekabetçi Motivasyon                             İtici Güç                                     

Karşılaştırmalı Düşünce                           Çekici Güç

Kolektif Çalışma                                     Ortaklık

 

  • Kolektif çalışmanın bireye verdiği motivasyon desteği bir anlamda ortaklığın ta kendisidir.
  • Yapısı çift katlıdır.
  • Tıpkı rekabetçi düşünce de olduğu gibi onunda kişiler arası bir yönü vardır. Rekabetçi düşünceden farkı kolektif çalışmanın topluluğu cesaretlendirmesidir. Hakiki bir kolektif çabada her ortak diğerine olabileceğinin en iyisi olabilmesi için cesaretlendirir. Her biri diğerine ilham verir. Kimse ortağını hayal kırıklığına uğratmak istemez. Her ortak öteki için vardır. İyi zamanlarda da kötü zamanlarda da.
  • Kolektif motivasyon birlikte geliştirilen ortak bir vizyonun gücünü barındırır. Geliştirilmesine katkıda bulunduğumuz güzel bir hedef çok daha motive edicidir. Belirlenmiş bir varış noktasına doğru yanlış başına ilerlemek bir yoldur, çalıştığınız ve saygı duyduğunuz insanlarla hep birlikte paylaştığınız bir vizyonun peşinden gitmek ise bambaşka bir yoldur.
  • Çalışma ortaklığı yardımcısı olan motivasyon gücü ile günümüz kurumlarının peşinden koştuğu verimli yetki paylaşımına giden en düz ve en geniş yoldur.
  • Kolektif çalışma diğer insanların fikirlerini ciddiye almamızı ve tüm ortaklarımıza bizimde faydalı olabileceğimiz gerçek zihinsel deneyimler olan akıllı birer birey olarak davranmamızı gerektirir.
  • Ortaklık gerçekler üzerine kuruludur. Çünkü gerçeği paylaşmak mümkün olan en üretken sinerjik etkileşimi oluşturur.
  • Mükemmelliğimizin doruk noktasına erişebilmek için kurum kültürünün de kolektif çalışmaya dahil edilmesi gereklidir. Ancak o zaman kurumlarımızda ki insanlar gerçek potansiyellerini en iyi şekilde ortaya çıkarmak üzere gelişebilirler. Ancak o zaman bizler hep peşinden koştuğumuz o üstün rekabet gücüne sahip olabiliriz.
  • Kolektif çalışma yöntemleri rekabetçi ve karşılaştırılmalı düşünce şekillerini kökten reddetmez. Aksine onların ayrı ayrı önerdikleri hedeflere en kısa yoldan bizi ulaştırır.
  • İnsanlar ya da kurumlar kendi rekabetçi ortamlarında ilerleyebilmek için karşılaştırılmalı gelişime nasıl bir ihtiyaç duyduklarını açık ve net bir şekilde idrak etmeleri gerekir. Kolektif çabalar ancak bu kavrayış üzerine inşa edilmesi üzerine gerçek başarıya ulaşabilir.

 

Liderlik

 

  • Ortaklığın içinde bulunduğu rekabetçi ortamın gerektirdiklerine dair doğru bir önsezinin yol göstericiliğine ihtiyaç vardır. Aynı şekilde ortaklığın nasıl büyüyüp gelişeceğine ilişkin bir anlayışın rehberliğine de ihtiyaç vardır.
  • Bu liderliktir.  
  • Hiçbir lider bunların tümünü birden yapamaz.
  • Kolektif çalışma yöntemlerini başlatma eylemi dahi elden geldiğince kolektif  bir şekilde yapılmalıdır.
  • Kolektif bir çabaya katılan iş ortakları böylece rekabetçi ortama ya da ihtiyaç duyulan karşılaştırmalı gelişim ile ilgili o ortaklık dinamikleri dışında sahip olamayacakları farklı bir anlayış edinmiş olurlar.
  • Gerçek bir ortaklıkta lider bir öğrencidir. O girişimin diğer tüm ortakları gibi.
  • Kolektif düşünme rekabetçi ve karşılaştırmalı düşünceleri tamamen terk etmeyi gerektirmez. Aksine en sağlam rekabetçi ve karşılaştırmalı düşünce şekilleri büyük ölçüde kolektif düşünceyi gerektirir.
  • Sağlam bir düşünme ve çalışma ortaklığı ise rekabetçi ve karşılaştırmalı düşüncelerin rehberliğine dayanır.
  • Merkezde kolektif çalışma yer alır.
  • Kolektif mükemmellik kavramı böylece düşüncenin gücünü gerçeğin güçlü tesirini  ve düşüncelerimizin davranışlarımız üzerindeki rolünü ortaya çıkarır.

 

III- ESTETİK BOYUT : GÜZELLİK

 

  • Güzellik özgür kılar. Canlandırır. Yeniler. İlham verir.
  • Gerçek ve güzellik çoğu zaman bir arada bulunur.
  • Çevrelerindeki belirgin estetik noksanlığı nedeniyle kötü bir ortam içine çekilen insanlar yapabileceklerinin en iyisini yapamaz, olabileceklerinin en iyisi olamazlar.
  • İş tatmini ve genel performansla estetik arasında derin bir bağlantı vardır.
  • Bir kurumun estetik yönü ile ilgilenmek büyük fark oluşturabilir.
  • Yapılması gereken yaşam deneyimini canlandırmak ve çevreyi güzelleştirmektir. İş yeri belli ölçüde neşe vermeli ve şevk uyandırmalıdır.  
  • Küçük şeyler büyük farklar oluşturabilir.

 

  • Estetik Sürprizler

 

  • İş arkadaşlarınızı kendi mekanlarını güzelleştirmeleri için cesaretlendirin. Hem kendiniz bir örnek oluşturun.
  • Hem de etrafınızdaki diğer insanları kendi yaratıcılıklarını kullanmaya davet edin.Hepimizin yaşamında pasif güzellik kadar performans güzelliğine yani aktif olan güzelliği de denemeye ihtiyacımız vardır.
  • Çalışan bir sanatçıdır. Bir sanatçı olarak takdir görmelidir.
  • İnsanlar işlerinde mümkün olduğunca belli ölçülerde eylemsel güzellik hissedebilmeye ihtiyaç duyarlar. Büyük yada küçük mümkün olan çeşitli yollardan yaratıcılıklarını kullanabilecek sanatçılar olmak isterler.
  • Rutin bir iş yapan bir işçi bile daha verimli süreçler yada mekanizmalar tasarlamak üzere zekasını kullanarak ve kurumun genel işleyişinde neler olup bittiğine dair o büyük resimle kendi işi arasında ilgi kurarak adına iş denilen bu oyuna katılabilir.  Başka kimsenin göremeyeceği şeyleri görebilir ve kimsenin yapamayacağı şekilde işi geliştirmeye yönelik güzel tavsiyelerde bulunabilir. Diğerlerinin çözemeyeceği ve hatta farkına dahi varamayacağı bir probleme yalnızca o mükemmel bir çözüm getirebilecek bir pozisyonda olabilir.
  • Çevremizde çalışan insanları işleri hakkında yaptıkları iş her ne olursa olsun bu şekilde düşünmeye cesaretlendirmeliyiz.
  • Herkes bir performans sanatçısı olabilir.
  • Beraberce yaptığımız işlerdeki her tür sanat ve güzelliği takdir etmeyi öğrenmemiz gerekir.
  • Kurumlar kendilerini başarılı hissettikleri deneyimlerini paylaşmak üzere çalışanlarını arada sırada bir araya getirmelidir.  

 

Yaratıcılık ve Hayatın Anlamı

 

  • Hayatın anlamı nedir sorusunun üç tane cevabı var.

 

1.      Hayatın hiçbir anlamı yok. (Nihilizm)

2.      Evet, eğer siz ona anlam verirsiniz. (Görecelik / Rölativizm)

3.      Hayatın anlamı yaratma aşkıdır. Sevgiyle yaratmaktır.

 

  • Sevgiyle yaratmak yaşamımızda ve işimizde yeni düzenlemeler yeni ilişkiler ve dünyamız için sevgide yeşeren yeni çözümler ve yeni fırsatlar yaratmak demektir. Yaşamdaki diğer insanların onuruna, dürüstlüğüne ve değerlerine ilgi göstermek demektir. O anlamlı bir yaşamı üzerine kurmak için gereken zemin, atılması gereken temeldir.
  • Hayatın anlamının mutlak değeri bir tür performans güzelliğidir.  
  • Neler yapıyorsunuz? Neler oluşturuyorsunuz? Sizin sanatınız hangisi? Günbegün neler yaratıyorsunuz? Yaşamınıza yaratma aşkı yön veriyor mu? İşinizi yaparken öyle ya da böyle sevgiyle yaratma girişiminde bulunuyor musunuz?
  • Kibar bir sözcük sarf etmek, iş arkadaşınıza yardımcı olmak gibi küçük şeylerden tutun da, yeni bir müşteri ile ilişki kurmak, yeni bir iş alanı var etmek, bir çalışma metodu geliştirmek, bir ürün yaratmak ya da yeni bir pazar açmak gibi daha büyük şeylere dek, gerçekte yapmakta olduğumuz şey anlam inşa etmektir.
  • Bu bizi kurum kültürünün tam kalbine götürür.  
  • İş arkadaşlarınız yaptıkları işleri nasıl değerlendiriyorlar? Kendilerini yaratıcı bir girişimin parçası olarak görüyorlar mı? Anlam inşa ettiklerinin farkındalar mı? İşlerini hayatın anlamının temel yaratıcı bir parçası olarak görüyorlar mı?
  • Eğer cevap hayırsa onlarla giriştiğiniz ortak çabalarda hepinizin paylaşabileceği türden yükselen bir kurum kültürü ile hiç karşılaşmayacaksınız demektir.
  • İş hayatında yaratırız. İşin anlamı da tam olarak aynıdır. Sevgiyle yaratmak.

 

 

 

İş Yapmanın Güzelliği

 

  • İnsanlar, tam kapasitelerine iyi planlanmış etkinlikler sayesinde ulaşabilirler.
  • İş yapmanın temeli  tam olarak budur.
  • İçinde insanların gelişebileceği başarılı olabileceği ve hayatı dolu dolu yaşayabileceği ilişki ve etkinliklerinin çatısını kurma, koruma ve mükemmelleştirme sanatıdır.
  • İş hayatının güzelliği budur.
  • Şüphesiz ki bu ideal durumdur. Bir iş idealden uzaklaştığı zaman, kazandığı paraya rağmen iyi bir iş sayılmaz.
  • En iyi işler içinde insanların çalıştığı, geliştiği ve ilerlediği güzel sistemlerdir.

 

İş Dünyasında Tam Olarak Ne Yapıyoruz?

 

  • Bir iş, iyi yaşamak  amacıyla kurulmuş bir ortaklık olarak düşünülmelidir.
  • İnsanların, kendileri için olduğu kadar başkaları içinde bir çok yönden iyi bir yaşam oluşturmak üzere kurdukları bir ortaklıktır.
  • Çalışanlara yönetimin ortakları gözü ile bakılmalıdır.  

 

İş Sanatı

 

  • İçindeki ortaklıkların -iyi yaşamak üzere kurulmuş ortaklıkların- gelişebilmesi için yapılar oluşturma sanatıdır.
  • Kendimize hep şu soruyu sormalıyız. Kendi etki alanımız içerisinde yapmayı tasarladığımız şeyler işin bu can alıcı işlevini arttırır mı azaltır mı? İyi bir yaşam sürmek için ortaklıklar inşa ediyor muyuz?
  • İş büyüme sanatıdır.  Büyümek ise yaşamın özüdür.  İş yaşam sanatıdır.

 

Yeni (?) İş Anlayışı

 

  • İdeal olarak üretken bir ortaklığa girdiklerinde insanların sahip oldukları değerlerin en derinlerinde yatan ve en azından belli ölçüde ortak bir araştırma ve geliştirme sonucunda ulaştıkları amacı birbirleriyle paylaşmaları gerekir. Ortaklık tarafların aktif katılımı ile gerçek anlamda bir iş birliğine dönüşebilir.
  • Bunu yapmak için, katılımcıların, kim olduklarını, neler bildiklerini ve ortaklığa neler katabildiklerini en iyi şekilde ortaya koymaları, bir ortağın diğerine saygı ve onur aktarması gereklidir.
  • Ortaklığa taraf olanlar ahlaklı davranmalı ve etkileşim içerisindeyken birbirlerine sevgi ve minnettarlık göstermelidirler.
  • Takdir edilme ihtiyacı en büyük motivasyon kaynağıdır.
  • Disiplin, sıcaklık, ait olma hissi, bağlılık duygusu, kuşaklar boyu aktarılan bilgelik. Her insanın bunlara ihtiyacı vardır.
  • İş yaşamında başarıyı tarif eden terimlerle ifade edilenler,  gerçek insani değerlerden oluşan bir dizi kişisel özelliğin üzerine inşa edilmezlerse umduğumuz sonuçlara asla ulaşamayız.  
  • Estetik boyutun esas anlamı yaratıcılığı icra etmek ve onu aktif bir şekilde yaşamaktır.

 

 

 

 

IV- AHLAKİ BOYUT : İYİLİK

 

  • Dört temel boyut içinde en yanlış anlaşılmış olanı ve en az takdir edilenidir.
  • Bu bir çok insanın ahlakı yanlış anlıyor olmasındandır.
  • İyilik sağlıklı ilişkilerin ve gelişen toplulukların ön koşuludur. Mahrumiyet, reddetme ve kısıtlamalardan ibaret değildir. Tam aksine insanoğlunun olabildiğince iyi yaşamasıyla ilgilidir.

 

Kişisel Çıkar

 

  • Bana ne faydası var? Sorusu meşrudur. Sağlıklı dozda kişisel çıkar gözetmenin ahlaka aykırı yönü yoktur.
  • Kişisel çıkar ve bencillik aynı şey değildir.
  • Kendimizle ilgilenmezsek, başkalarıyla ilgilenmenin ne demek olduğunu asla anlayamayız.
  • Bu sorunun ardından daima ‘Sonunda bana nasıl bir kişisel tatmin sağlayacak?’ sorusunu cevaplamaya çalışmalıyız.

 

Ahlakın Özü

 

  • Uyumlu sosyal ilişkiler içindeki ruhen sağlıklı insanlar. (Diğerleriyle iyi ilişkiler ve yeterli kişisel gelişim)
  • Ruhsal sağlık iç bütünlüğü, denge ve güç demektir.İçimizdeki insana erişerek tüm kapasitemizi farkına varabileceğimiz bir olma ve yapabilme durumudur.
  • Sosyal uyum bireylerin içinde yeteneklerini geliştirme mutluluğuna erişecekleri ve yaşamın doluluğundan beraberce zevk alabilecekleri bir ilişkidir.
  • Ahlakın ilgi alanı budur.
  • Ahlak temelde bir bireyde ya da her hangi bir toplulukta, bir ilişkide ve yaşamın kendisinde direnç oluşturmakla ilgilidir.
  • Doğru olanı yapmakla dilediğimiz şeyi yapmak arasındaki tercihte doğru olanı yapmaktır.

 

Ahlakı Tahsis Etmek

 

  • Genel ve özel, mesleki ve kişisel, iş ve yaşam alanlarındaki temel erdem ve prensipler aynıdır. Ayrım çizgisi çekerek istisna tanıma girişimleri tehlikelidir. Yaşam bir bütündür.

 

Ahlak ve Toplumsal Davranış

 

  • Ahlakın günlük hayatla buluşma noktası nezaket / görgü kurallarıdır.
  • Ahlakın önemli bir bölümü başkasına saygı göstermektir. Görgü kuralları da tam olarak bundan ibarettir.
  • Ahlak çoğunlukla, çevremizdeki insanlara nasıl davrandığımız ve kendimizi nasıl yönlendirdiğimiz gibi günlük konularla ilgilidir.
  • Eğer doru olanı önemsiz ve küçük şeylerde yapmazsak, büyük ve önemli şeylerde yapmamız pek mümkün değildir.
  • İnsanların ellerinden gelenin en iyisi olabilecekleri ve en iyisini yapabilecekleri koşullar yalnızca sorunlardan uzak kalma meselesi değil, kurumsal yaşamda gösterdiğimiz tüm çabalarımızda güç oluşturmakla ilgilidir.
  • İyi davranılma, hoş karşılanma, onurlandırılma, saygı görme, sıcakkanlılık, kibarlık, samimi ilgi, görev duygusunun ötesinde farklı bir davranış, tüm bunlar ahlaki boyutun yaşamın her alanında olduğu gibi kurumsal yaşantının da ahlaki boyuttaki uygulamalarıdır.

 

İyilik Yap, İyilik Bul

 

  • İyi ortamlardaki iyi insanlar iyi işler çıkarırlar.
  • İyilik asla başarısız olamayacak tek yatırımdır.
  • İş yapmanın özü asla başka insanların ceplerindeki parayı kendimize aktarma olarak görülmemelidir.
  • İş içinde insanların hep birlikte iyi yaşamak üzere ortaklıklara katılacakları sistemlerin oluşturulduğu ve korunduğu bir gösteri sanatı olarak düşünülmelidir.
  • İnsanlar kendilerinin de inandıkları, yüce ve iyi değerleri savunan bir kurum için çalışmaktan hoşlanırlar.
  • İyi bir iş çalışanlarımıza davranışlarımızda, tüm iş ilişkilerimizde ve günlük kararlarımızda başlar.

 

Ahlaki Davranışın Zorluğu

 

  • Doğru olanı yapmak her zaman kolay değildir.
  • Her sosyal sınıfa uzanan ve toplumun her alanına dokunan bir ahlaki krizle karşı karşıyayız.

 

Üzerimizdeki Baskılar

 

  • Sadece Kısa Vadeli Düşünmek
  • Kar Odaklılık
  • Sadece Ben Merkezli Düşünme
  • İdol Yaratmak
  • Uyum Sağlama Baskısı
  • Can Sıkıntısı

 

Ahlaklı Olan ve Olmayan Kişilikler

 

  • Sınırlı ve kısa vadeli görüş / Daha kapsamlı ve uzun menzilli görüş
  • Sınırlı sadakat anlayışı / Kapsamlı ilgi alanı

 

Ahlaki Karar Verme

 

  • Karar Verme Sürecinin Temel Yapısı

 

Kurallara Göre Oynamak

  • Sağlıklı ahlaki kararlar verebilmek için kurallara, çok ama pek çok kurala ihtiyacımız olduğu düşünülür.
  • Bu ahlaki dünyanın bütünüyle, yaşamak için gereken kurallardan ibaret olduğunu savunan bir yaklaşımdan kaynaklanır.
  • Böylece iyilik kurallara uyup uymama meselesi olur.
  • Ahlak, kurallar koymanın ve onları denetlemenin ötesinde bir anlayış olmalıdır.
    • Ahlaki bir durum olarak tanımlayacağınız şeylerin tümünü kapsayacak sayıda kural olması mümkün değildir.Yaşam karmaşıktır. Kurallar asla tamam olamaz.
    • Gerçek yaşamın karmaşıklığından dolayı, kuralları sanki ahlaki yaşamın kendisiymiş gibi dayatma, bir istisna ve açık kapı yakalama zihniyetini ve ahlaki olmak dışında her şekilde sonuçlanabilen çıkarcı bir kafa yapısını özendirir.
    • Kurallar anlaşmazlığa neden olabilir. Ahlak yanlıca kurallara uymaktan ibaretse ve iki kural farklı ve bağdaşmayan eylemler talep ederek çatışırsa nasıl bir yol bulabiliriz?
    • Tüm kurallar yorumlanmak zorundadır.
  • Onlar olmadan yapamayız ve eninde sonunda kurallardan fazlasına ihtiyaç duyarız.
  • Ahlaki yorumlama, kurallar dünyasının ötesindeki bir yerlerden gelmelidir. Temelinde yatan gerçeklere ulaşmak için, kuralların arkasını görebilmemiz gerekir.
  • İnsan yaşamını özetleyen, zor durumlarda yönümüzü hatırlatan ve tüm kültürlerde var olan Altın Kural : Başkalarına kendine davranılmasını istediğin gibi davran.

 

 

V- RUHSAL BOYUT : UYUM

 

  • Bu boyut diğer üçünün doruk noktasıdır, onları besler ve aynı zamanda aşar.
  • Her insanın her gün saygı gösterilmesi ve karşılanması gereken dört ruhsal ihtiyacı vardır.

 

Hepimiz

  •  
    • Birey olarak benzersizliğimizi,
    • Benliğimizden daha güçlü bir varlıkla birlik olduğumuzu,
    • Başkalarına faydalı olduğumuzu,
    • Hayatı ve yaptığımız işi anladığımızı

hissetmeye ihtiyaç duyarız.

 

  • Yaptığımız iş ruhsal ihtiyaçlarımıza hitap etmelidir. İş ancak en temel ruhsal ihtiyaçlarımıza katkıda bulunursa tatmin edici ve anlamlı olabilir.

 

Ruhumuzun Derinliği

 

  • Ruhsallık esas olarak iki şeyle ilgilidir : Derinlik ve Bütünlük
  • Bir kişi ruhen ne denli gelişmişse dünyamızdaki yüzeysel görünümlerin ardındaki derin anlam ve önemin o denli farkına varabilir.
  • Bir kişi ruhsallıkla ne denli az uyum içindeyse aldatıcı görünümleri gerçeklerle karıştırma ihtimali de o derece yüksek olacaktır.
  • Liderler gerçekten neye ihtiyacımız olduğunu keşfetmeli ve bu derin anlayışları kurumsal yaşamlarımıza cesaret ve ısrarla taşımalıdırlar.
  • Ruhsallık derinlikle ilgilidir, yüzeyin altındaki derinlikle, her zaman göze çarpmayan o anlam ve önemle ilgilidir.
  • İş yerinde elimizdeki işi resmi iş tanımından farklı bir şekilde görebilme ve yapabilme becerisidir.
  • Normal olarak fark etmeyebilecekleri bu derinliği diğer insanlara da gösterebilme kapasitesidir.
  • Eğer hepimiz yaşamın ne olduğu ve buna bağlı olarak da yaptığımız işi daha derin bir bakış açısıyla görebilirsek, eğer her günkü çabalarımızın yüzeyindeki yanılsamalardan kurtulabilirsek, eğer bunların sonucu olarak hayatı günden güne sağlıklı bir ruhsal yaklaşımla yaşayarak bu pozitif enerjinin tadını çıkarırsak, işimizden çok daha yoğun bir memnuniyet ve tatmin duygusu alabiliriz.
  • Yine bununla bağlantılı olarak hem ufak tefek işlerde ve bazen yanıltıcı biçimde sıkıcı gözüken detaylarda, hem de daha büyük zorluklar karşısında, çok daha iyi işler çıkartabiliriz.
  • Yöneticilerin unutmamaları gereken şey, hem bireysel olarak yaptıkları işle ilgili hem de kurumun bütünüyle ne yaptığına ilişkin bu derin bakış açısını kazanmaları için beraber çalıştıkları insanlara yardımcı olmaları gerektiğidir.
  • Şüphesiz ki yöneticilerin bu konuda başkalarına yardımcı olabilmeleri için , öncelikle kendilerinin bu ihtiyacı hissedebilmeleri gerekir. Bir çok kurumun sorunu tam olarak budur.
  • Para, makam ve harici başarılar kişiyi tatmin etmeye yetmez. Dünyada bütün farkı oluşturan kalbimizin eğilimidir. Ne yapıyoruz? Nasıl yapıyoruz?
  • Çevremizdeki bütün o sıradan şeylerin altında yatan olağanüstü potansiyeli ve değeri görebilen ve ona göre davranabilen, bütünüyle ruhsal bir insan.
  • İnsan ruhunun derinliklerine dokunmayan hiçbir iş fayda üretemez.
  • İşimize nasıl yaklaştığımızı belirleyen ruh hali, işin gerçekte nasıl olduğunu da büyük ölçüde belirleyecektir.
  • Gerçekliğin üç yolu vardır.
    • Fiziksel Dünya : Beden Yolu
    • Düşünsel Dünya : Zihin Yolu
    • Ruhsal Dünya : Kalp Yolu
  • Ruhsal dünya yani kalp yolu, kalıcı mükemmelliğin ve daimi mutluluğun nihai kaynağıdır. En çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir.
  • Bu denge ve uyumu, motivasyon ve umudu, memnuniyet ve tatmini bir arada yaşatabilmenin tek yoludur.

 

Ruh ve Bütünlük

  • İş ilişkilerimizde ve kara verme sürecimizde her zaman bağlantıları göz önünde bulundurmalıyız.
  •  
    • Yetenek ve deneyimlerimizi işimiz için ortaya koyacağımız çabalarla birleştirmek,
    • Kendi çabalarımızı başkalarının çabalarıyla birleştirmek,
    • Tedarikçiler ve müşterilerle yapıcı bağlantılar kurmak,
    • Dünya ekonomisinin gerektirdiği işbirlikçi çalışmayla bizi geleceğe taşıyan bağlantılar kurmak.

 

Benzersizlik ve Birlik

 

Kendimizi Benzersiz Hissetme İhtiyacı

  • Hepimiz kendimizi benzersiz, özel, olumlu anlamda farklı, birey olarak kolayca ayırt edilebilir ve özgün hissetmek isteriz.
  • Hepimiz başkaları tarafından fark edilmek ve takdir görmek isteriz.
  • Bir grup içinde bulunma dahi benzersizliğimizin kabul görüp onaylanacağı inancımızdan kaynaklanır.
  • Eğer bu grup başkalarının dikkatini çeken bir grupsa onların bizi kabul etmesi daha geniş bir kabul edilme duygusu kazandırır.
  • Çevremizdekilere benzeme duygusu onlar gibi olabilmek için değil bizi fark etmeleri ve sevmeleri içindir.

 

Her İnsanı Kutlamak Gerekir

  • Birlikte çalıştığımız insanlar benzersiz bir birey olarak fark edilmeye, tanınmaya ve takdir edilmeye derin bir ihtiyaç duyarlar.
  • İnsanları takdir edin.
  • İnsanları tebrik edin.
  • İnsanlara iltifat edin.
  • İnsanları cesaretlendirin.
  • İnsanları onurlandırın.

 

Başkalarına Hizmet Sunmanın Özgün Yolları

  • Ancak kendi kişiliğimizle uyum içinde olduğumuzda, benzersiz niteliklerimizin en iyileriyle kendimizi mutlu ve rahat hissettiğimizde, başka insanlara en iyi şekilde hizmet sunabilecek bir durumdayız demektir.

 

Bireyselliği Göz Ardı Etmemek Gerekir

  • İş yerinde, ortaklarımızın benzersiz bireyler olarak fark edilmeye, kabul edilmeye, takdir edilmeye ve kutlanmaya ihtiyaçları vardır.
  • Eğer onları olumlu yollardan kutlamayı ihmal edersek, hak etmedikleri karşılıklarla kendilerini ödüllendirmek akıllarına gelebilir.
  • Takdir edilmeyen insanlar, kendilerini görmezden gelen insanlara karşı çok az sadakat ve dostluk duygusu – ve de çok az sorumluluk- hissederler; ya da hiç hissetmezler.
  • Şirket ruhu hızla düşüşe geçer.
  • Sözlerimizle ya da davranışlarımızla göstereceğimiz küçük takdir ifadeleri büyük farklar yaratır.
  • İnsanlar sevgiye ve beğenilmeye ihtiyaç duyarlar. Ve bu duyguların iş dünyasında yeri olmadığına inanan biri, iş yapmanın gerçekte ne demek olduğunu anlamıyor demektir.
  • Bir şirkete uyarlanabilen şey, pekâla iş ilişkilerine de aynı ölçüde uyarlanabilir.
  • Müşterilerimize kendilerini özel hissettiriyor muyuz? Peki ya tedarikçilere…?
  • Her satış ilişkisi, her danışmanlık ilişkisi, bireyler ve şirketler arasında kurulan her türlü iş bağlantısı, en özgün, en kapsamlı anlamıyla, pozitif bir şirket ruhunu geliştirmek için ortamdır.
  • Eğer bu ilişki, karşımızdaki insanın kendini özel, benzersiz hissetme ihtiyacını karşılandığı bir ilişkiyse, o ilişki daha da sağlamlaşacaktır.
  • Çevremizdeki insanların kendilerini özel hissetmelerini sağladığımızda, sonuçlardan bizlerde faydalanırız.
  • Bir ortaklık içinde, belli bir fayda üretmek üzere bir araya gelen insanlar da, akıllarında ve kalplerinde bir farklılık hissi, benzersiz bir topluluk oldukları duygusunu taşımalıdırlar.
  • İnsanlar kendine özgü farklı bir girişimin parçası olmakla ilgili pozitif düşünmeye ihtiyaç duyarlar.
  • Bir şirketin çalışanları, şirketin kendine özgü şekilde ortaya çıkardığı işlerden heyecan ve gurur duymak isterler.
  • Yaptığımız işte kendimizi benzersiz hissettiğimiz sürece, ilerlemek ve gelişmek için, sadece görev olanları yapma anlayışını aşabilmek için ve yeni mükemmellik seviyelerine doğru ilerlemek için, derin bir şekilde motive olabileceğimiz bir konuma geliriz.

 

Bir Olma İhtiyacı

  • Hepimizin ait olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız vardır.
  • Kendi varlığımızdan daha güçlü bir şeyle birlik hissetmeye  ihtiyaç duyarız.
  • Değer vermemiz gereken doğru bireysellik şekli, girdiğimiz tüm işbirliği ve ortaklıklara yaratıcı katkıda bulunabilmek için ihtiyacımız olan benlik bilincidir.
  • İçinde yer aldığımız o büyük girişime, her birimizin katacağı bir şeyler var. Başka kimse tarafından kopyalanamayacak şeyler…
  • Çevremizdeki herkes adına böylesi katılımcı bir bireyselliği cesaretlendirmezsek, sahip olduğumuz en önemli kaynağın en etkin kullanımını elimizden kaçırmış oluruz.
  • Bir kurumun desteklemesi gereken ekip çalışması, uyum göstermeyi ve otoriter emirlere körü körüne itaat etmeyi vurgulayan ve insanları yanlış yöne doğru güdecek bir sürü zihniyeti değildir.
  • Bireylerin tek başlarına başaramayacakları işlerde, diğerleriyle ortaklık yaptıkları bir zihin durumu ve davranış kalıbıdır.
  • Kişisel sorumluluğu bir gruba ve girişime uyarlayacak bir kafa yapısıdır; ortaklığa getirilecek bireysel inisiyatiflerdir; bir değer, vizyon ve kaynak paylaşımına ve müşterek iyileşme, öğrenme, destek ve cesaret takviyesine açık olmak ve hatta, bunlardan şevk duymaktır.
  • En iyi takımlar, yeteneklerini, deneyimlerini ve enerjilerini yaratıcı yollarla, değer verilen bir topluluk yararına bir araya getiren lider bireylerden oluşan gruplardır.
  • Ekip çalışmasına verilen önem, ortaklarına, bireysel yaratıcı düşüncenin ve inisiyatif kullanmanın asla hoş karşılamadığını düşündürecek düzeyde olmamalıdır.
  • En çok ihtiyaç duyduğumuz birlik hissi, içinde bizim ve diğerlerinin benzersiz niteliklerinden en iyi şekilde yararlanabileceğimiz bir tür bütünleşmedir.
  • Somutlaştırmamız gereken benzersizlik duygusu, kendine özgü güçlü yönlerini insanlar arasında daha büyük birliklerin doğması için kullanacak ve böylece o büyük birlik içinde yapıcı bir güç olarak kabul ve takdir görecek bir nitelik olmalıdır.
  • Diğerleriyle aramızda bir bağ oluşturmak, bireyselliğimizin, bütün potansiyelini hepimizin iyiliği için ortaya çıkarmasını gerektiren bir aşamadır.
  • Bizleri topluluk içine ve ortak çabalarımızı birleştirmeye iten şey, tam olarak dikkat çekme ve takdir edilme ihtiyacıdır.
  • Bizi yeterli bireysel yetenek geliştirmeye teşvik eden şey de, birlik olma ihtiyacımızdır.

                         

Birlik ve Çeşitlilik

  • Birlik ve çeşitliliğin birbiriyle nasıl ilgili olduklarını netleştirmemiz gerekiyor.
  • Herhangi bir kurumsal girişimde, ona dahil olan insanlar arasında bazı önemli benzerlikler bulunması gerektiği kolayca görülebilir.
  • Aynı şekilde, bulunması gereken farklılıklar da vardır.
  • Tam tersi bir işgücünde ya da takımda arzu edilmeyecek benzerlikler de vardır. Çünkü yararlı bir yapma hedefiyle tamamen ilgisizdirler.
  • Bu tip benzerlikler iş ortamını geliştiremez veya pozitif değişim temposunu hızlandıramazlar. Sadece tuhaf gözükürler.
  • Ancak insanlar üretkenlik içinde bir arada çalışmak istiyorlarsa, yardımcı olacak benzerlikler de vardır. Mesela bir ekip ya da şirketteki herkes, bazı temel değerleri paylaşmalıdır. Ve onları yönlendirecek temel amaç ve hedefler üzerinde anlaşabilecek bir kapasiteye sahip olmalıdırlar.
  • Peşine düşülmesi ve benimsenmesi saçma olacak farklılıklar da vardır.
  • Bütünüyle iş açısından bakıldığında, oldukça önemli farklılıklar da vardır.
  • Ofisinizdeki insanlar, farklı yaşam deneyimlerini ve çizdikleri deneysel rotaları, kavramsal, duygusal ve davranışsal düzeylerde olayları tecrübe etme yollarını da beraberlerinde işe taşımalıdırlar.
  • İdeal olan ekibinizdeki insanların farklı yorumsal çerçevelere erişebilmesi ve bu çerçevelerin dışında da hareket edebilme özgürlüğüne sahip olmalarıdır.
  • Her iş yerinin  birbirlerinin deneyimleri ve ortaya çıkan becerilerini tamamlayabilecek insanlara gereksinimi vardır. 
  • Sadece sayısal çoğunluğun verebileceğinden daha fazlasına ihtiyaç duyarız.
  • İş dünyasında karşımıza çıkan zorlukların üstesinden gelebilmek için her gün aynı şekilde düşünenlerden oluşan büyük bir kalabalık yerine küçük ama çeşitlilik ve yaratıcılık içeren bir ekip tercih edilir.
  • Şirket hayatında güçlü bir uyum ve yetkilendirilmiş bir organizasyon daima doğru benzerlikleri ve doğru farklılıkları bir araya getirmenin bir sonucudur.

 

Paylaşılan Değerler ve Motivasyon

  • Her hangi bir iş yerinde insanların en güçlü motivasyon kaynağı, birlikte uyumlu çalışmanın onların en sevdikleri ve değer verdikleri şeyleri güvence altına alacakları ve çoğaltacağı düşüncesidir. İşimizi yaparak en derin, en temel sevgilerimizi ilgi göstermekte olduğumuzdur.
  • Çalışanların kendi inançlarına ayna tutacak bir değerler bildirisi ve bir misyon bildirisi çok önem taşır.
  • Kurumlarda ki stratejik planlamacıların ve hedef belirleyicilerin belirli planlar ve hedefler altında yatan temel değerler hakkında daha çok konuşmaları gerekir. 
  • İşteki herkesin bu önemli değerleri somutlaştıracak şekilde davranması ve tüm iş arkadaşlarına gerçek insani özen ve ilgiyi göstermesi gerekir.
  • En iyi yöneticiler elemanları ile düzenli olarak ilgilenerek ve büyük öneme sahip ortak bir maceranın parçası olduklarının onlara hissettirerek bir birlik inşa ederler.
  • Bir işi yapanda bozanda bizzat işi yapan insanların ruhudur.

 

Faydalı Olmak ve Anlamak

 

  • Her birimiz başkalarına faydalı olduğumuzu hissetmeye derin bir ruhsal ihtiyaç hissederiz.
  • Eşit ölçüde önemli olan bir diğer  ihtiyacımız ise nerede olduğumuzu, nereye gittiğimiz ve bunun nedenlerini anlamaktır.
  • Yaşamlarımızı anlamlı kılacak o büyük resmi görebileceğimiz bir bakış açısına, yaşamın bir tür zihinsel haritasına ihtiyacımız vardır.
  • Her iki ihtiyaçta bizleri genel ruhsal ihtiyacımıza yani uyum ve bütünlük hedefine doğru çeker.
  • Faydalı olma duygusu diğer insanlarla uyum içerisinde olma yönünde pratik bir deneydir.
  • Etkili bir kurum kültürü iş yerinde her iki ihtiyacının da karşılandığını hisseden insanlara bağlıdır.
  • İnsanlar kendilerini faydalı hissetmeye gereksinim duyarlar ve etraflarında neler olup bittiğini anlamak isterler.

 

Faydalı Olma İhtiyacı

  • Faydalı olma hissi önem verdiğiniz bir konuma sahip olduğunuz daha geniş bir insanlar birliğine kendinize özgü bir katkıda bulunma hissinden başka bir şey değildir.

 

Anlamlı ve Yüce Bir İş

  • Rekabetçi olabilmek ve öyle kalabilmek için iş yerinde olan herkesin bedenlerine ihtiyacımız olduğu kadar beyinlerine de ihtiyacımız olduğu gerçektir.
  • Daha az anlaşılan bir önemli bir nokta ise onların kalplerine de ihtiyacımız olduğudur.
  • her birimizin bize anlamı gelen zorluklara, bizi bir yerlere ulaştıracak, inandığımız ve bize anlamlı gelen bir sürece kendimizden bir şeyler kattığımızı hissettirecek mücadele duygusuna ihtiyacımız vardır.
  • Bir kurumdaki tüm insanlar yapmakta oldukları işin büyük resmini görebilmelidirler.  Böylece başkalarına fayda sağlamak üzere yaptıkları katkının potansiyel büyüklüğünü algılama imkanları olur. 
  • Yüce bir tanımı hak etmeyen hiçbir iş asla fayda üretemez.
  • Uğruna çabaladığımız ve başarmayı umduğumuz hedefin ardından yatan değerlere işaret etmeliyiz.

 

Anlama İhtiyacı

  • Her birimiz yaptığımız işi ve dünyadaki yerimizi anlamaya derin bir ihtiyaç duyarız.
  • Neredeyiz? Nereye Gidiyoruz? Ve Neden? Bu dünyadaki rotamızı biraz olsun bilmeye ihtiyacımız var.
  • Yaşamlarımız için hem bir haritaya hem de kuvvetli bir yön duygusuna ihtiyacımız var.
  • Herhangi bir kurumdaki herkesin bu soruların cevabını anlamasını sağlamalıyız. Aksi takdirde iyi ve kalıcı sonuçlar yaratmayan hedeflerin ve işlerin peşine düşülecektir.

 

VI- SONUÇ

 

·         Kurum mükemmelliği bir tür insani mükemmelliktir.

·         Yaptıkları işe inanan insanlarca oluşturulur.

·         Yaptıkları işte desteklenen insanlarca korunur.

·         Onlara bu desteği veren, yaşam deneyimlerinin dört boyutuna birden saygı duyan ve özen gösteren bir kültürdür.

·         İçindekilerin yetenekleriyle, deneyimleriyle dünyaya yapacakları katkılarla gerçek birer insan olarak gelişebilecekleri bir ortam.

·         Daha azı işe yaramaz.

·         Eğer kendinize, çevrenizde bulunan ve sizinle birlikte çalışan insanların

o   gerçekleri paylaşma düzeyini

o   estetik deneyimlerini

o   iyiliğe duydukları güveni

o   uyum duygularını

nasıl arttırabileceğinizi soruyorsanız, olumlu ve etkili bir kurum kültürü oluşturmak için doğru soruları sormaktasınız demektir.

·         GERİYE KALAN YAPMAK DEĞİL OLMAK MESELESİDİR.

 

 

 

 

 


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler